Güncel Önkal |Felsefe|Bilim|Kültür|Sanat|Edebiyat
 

Güncel Önkal Felsefe Portalı

 ODTÜ Fen Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü
 (Atatürk Üni.Ed.Fak.Felsefe Blm. adına ÖYP-Araştırma Görevlisi)

 



 

Felsefe Tarihinde Görüşlerinden En Çok Etkilendiğiniz Düşünür Kimdir?

(En az 1, en çok 5 seçenek işaretleyiniz)
Son Durum

  İşte ah! Felsefe
Hem hukuk, hem hekimlik
Hem de ilahiyat ne yazık
Okudum hepsini, hummalı hevesle!
Okudum da ne oldum, zavallı ahmak!
Hala önceki çaylak
Şanım master, hatta doktor
Nerdeyse on yıl oluyor
Aşağı yukarı eğip büküp
Öğrencileri avutup eğitip
Görüyorum ki bilemeyiz hiçbir şey !
Bu da yakıyor yüreğimi epey
Gerçi zekiyim bütün o boşboğazlardan
Doktor, yönetici, yazar ve papazlardan
Ne vicdan azabı duyuyorum, ne kuşku,
Ne cehennem ne de şeytan korkusu
Buna karşın bütün sevincim bitti,
Aklım hiçbir şeye ermedi gitti,
İnanmıyorum, bir şey öğretebildiğime,
İnsanları iyiye, doğruya yöneltebildiğime...

G O E T H E
 

 

 


Varolmanın Dayanılmaz Ağırlığı
Güncel Önkal


 

Bazen yaşam bize tüm yönleri ile ağır gelir. Hedeflerinden yoksunlaşır. Yalın ayak soğuk ve ıslak taşlara basmak gibi ürkütücüdür. Ağır bir çanta ile yokuş yıkarı çıkmak kadar soluksuz bırakır. Ağrır bütün kemikleriniz. Ne oturduğunuzu, ne yattığınızı ne ayakta olduğunuzu anlarsınız. Bir akış vardır ve dışındadır bizim. Bir yerlerde belli bir zamanda bazı insanlarla olmak gerekliliğini siz belirleyemez duruma düşersiniz. Acizdir varlığınız. Aynaya bakmadan kaç gün üst üste geçmiştir de günlerden hangi gün olduğunu bile unutursunuz. Koşulludur yaşamınız. Bunun için, şunun için, ….. için yap-malıyım ilkesi yer bitirir varlığınızı. Artık siz siz değilsinizdir yaşam ile yaşamamak arasında.

Yaşama zevki kültürel bir öğretilmişliktir. Yaşam sanıldığının aksine belli türden bir “benci”liği gerektirir. Oysa ki başkaları için yaşam size öğretilmişse, başkaları el ayak çektiğinde kendi kendinize kaldığınızda tüm temelleri yıkılır yaşam kulenizin. “Ben” olabilmeyi başaramamak yaşamın bittiği andır. Yaşamamaktır daha doğrusu. Ben diye bir şey yoksa, öteki ve sen de yoktur. Tanrı’nın bile el uzatamayacağı bir alana hoş geldiniz. Siz artık yaşam ile yaşamamak arasındasınız. Tüm sesler bıkkınlık verir. Havanın nasıl koktuğunu unutmuş gibi alık alık bakarsınız camdan dışarı sanki hafızasını orta yaşlarında yeniden kuran bir şaşkın gibi. Geçmiş-gelecek şimdinin esiridir, o anlamsız ve yaşanması zorunlu şimdinin. Çünkü “kırılan ümitlerin mazidedir neşesi.”

Varoluşunuzun yapmanız gerekenlerin boyunduruğuna girdiği anda siz artık siz değilsiniz. Hiçbir şey kendiniz olma lüksünüzün üstünde olmamalıdır. Demesi kolay tabi ama başarması duyular yığını olarak yaşamayanlara bir o kadar zordur. Acılıdır. Depresif ve ürpertici bir süreçtir yaşamak düşünüldüğünde.  Yalnızsın Tanrı kadar. Yalnızsın zifte bulanmış bir karabatak kadar. Yalnızsın zevklerinde, tatlarında, acılarında, gülüşlerinde, ailende, sevdiklerinin gözlerinde, toplumda, kültürde, müzikte, filmde, kitapların arasında. Bir başkası ile konuşurken bile yalnızsın. Fark ettin mi?

Düşünüyorum o halde varım sözünü hatırla. Düşünüyorsam varlığım kocaman bir soru işaretidir. Evet, tüm ağırlığım ile varım. Maalesef kabul. Ağırlığım varlığımdan gelir ve varlığımın üzerine biner. Onu bir daha, bir daha ağırlaştırır. Yokuş yukarı çıkarken sırtımdaki çanta giderek ağırlaşır. Lakin bu yokuş hiç bitmeyecek gibi. Sisifos Söylencesi gerçekmiş. Şaşırdım ama bu kadar. Varolmak kendisinden kurtulunamayacak bir yüktür, düşer ve kalkar ama hep seninledir. Bitirilemez, yok edilemez. O sendir. Hesse’nin Bozkırkurdu’sın sen, Yusuf Atılgan’ın Aylak Adam’ı. Sen bildiğin gibi değilsin. Sen kendini bilmeyen, varolmanın dayanılmaz ağırlığına saygı duymayan bir cahilsin.

 

 

 
  Copyright © 2009 . Site tasarım İlhan Gözkonan site hakları Güncel Önkal adıma saklıdır
Bu Sitedeki yazılar, 5846 sayılı T.C. Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu'nun koruması altındadır, izinsiz kullanılamaz